Doğumda Merak Edilenler

Normal Doğum Mu Yoksa Sezaryan Mı?

Normal doğum bebeğin annenin doğum kanalı yoluyla dünyaya gelmesidir.

Üç evreye ayrılır:

a) Sancıların başlamasından açıklığın tam olmasına kadar süren ilk evre

b) Bebeğin doğuşu

c) Plasentanın (eş) doğuşu.

Son yıllarda ülkemizde anne adaylarının normal doğumdan çekinmeleri kendilerinin yersiz olarak geliştirdikleri bir saplantı değildir (o zaman cevabımız basit olurdu). Yetersiz şartları olan hastanelerimiz, doğum sanatının gerektiği şekilde icra edilememesi, bu şatların yol açtığı kötü tecrübeler dilden dile dolaşmış ve insanları nerdeyse haklı olarak normal doğumdan iyice korkutmuş ve uzaklaştırmıştır.

Normal doğum ‘kendi haline bırakılmış doğum‘ değildir. Aksine iyi bir doğumculuk bilgisi, yakın ilgi ve takip gerektirir. Modern doğum biliminin şartlarını oluşturmak ise bir çok hastanemizde mümkün olamamakta ve daha ‘garanti‘ olan Sezaryan kararını biz hekimler bazen riski azaltmak açısından karar verebilmekteyiz. Hasta açısından ise normal doğuma karar vermek konusunda en çok düşündüren şey ‘sancı‘ gibi görünmektedir. Buna genelde anlatılan vagina yırtıkları, rahim sarkması, çok uzun süren doğumlar vs. eklenince normal doğum yapmak ancak kahramanların kalkışabileceği bir iş gibi görünmektedir. Gerçekte ise hiç öyle olması gerekmiyor.

Normal doğum düşünen bir anne adayı ne zaman hastaneye başvurmalıdır?

Anne adaylarının öncelikle bilmesi gereken doğumun başlama belirtileridir. Bunlar da başlıca üç tanedir: ‘Nişan, Sancılar ve Su gelmesi‘... Nişan genellikle sancıların başlamasından önce gelen az miktarda kanlı, yapışkan veya jöle görünümünde az bir akıntıdır.

Sancılar belin alt orta kısmında başlayıp her iki taraftan kasıklara iner. Doğum sancısının özelliği ritmik olması, yani belli aralıklarla tekrar etmesidir. Başlangıçta 15-20 dakika aralıklarla gelir ve en az 20 saniye kadar sürer.

Bebeğin içinde bulunduğu su kesesi genellikle doğum sancıları başladıktan çok sonrasına kadar, hatta bazen doğum çok yaklaşıncaya kadar bütünlüğünü korur ve bu durumda genellikle hekim ya da ebe tarafından açılır. Bu durumun tam tersine doğum sancıları, nişan gibi belirtilerden önce kendiliğinden açıldığı da olur. Bu durumda hasta aniden bardaktan dökülmüş gibi bir ıslaklık hisseder. Önemli bir belirti olup muhakkak hastaneye başvurulmasını gerektirir.

Normal doğumun avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Normal doğumun hem anne hem de bebek açısından bazı avantajları vardır.

Anne açısından bakarsak:

Normal hayata dönüş daha hızlı olur. Sezaryan sonrası hareketler daha kısıtlıdır.

Normal doğumdan sonra vücudun normal şekle dönmesi Sezaryana oranla daha iyi ve daha çabuk olur.

Normal doğumdan sonra dikiş yapılmışsa (epizyo) biraz ağrı olabilir, ancak hemen hemen tamamıyla ağrısız bir lohusalık dönemi vardır. Sezaryan da ise ilk gün biraz rahatsız edicidir ve kuvvetli ağrı kesici gerektirir.

Genel anestezinin çok nadir de olsa (On binde bir kabul edilir) annenin hayatını tehlikeye atacak riski mevcuttur. Normal doğumda genel anestezi çok nadir olarak gerekir (plasentanın elle çıkarılması gerektiğindeki gibi durumlar da).

Bir çok anne ( özellikle ilk doğumda ) Sezaryan olduktan sonra bebeğin doğum anına şahit olamama ve hemen o anda bebeği kucağına alamamanın eksikliğini dile getirirler. Hatta bebeğin doğumu için ‘ yapması gereken bir şeyi yapamamış olmak‘ gibi belki de sadece kadınların anlayabileceği duygulara da kapılabilirler...

Bebek açısından tamamıyla sağlıklı bebeklerde de görülebilen yenidoğanın geçici takipnesi (kısa süren bir tür solunum sıkıntısı) Sezaryanlı doğumlarda daha sık görülür.

Hangi durumlarda Sezaryan Operasyonu yapılması gerekmektedir?

Normal doğum adı üstünde bir bebeğin dünyaya gelişinin en doğal şeklidir. Ancak yüzyıllar önce insanlar doğum yapmakta zorluk çekilen durumlarda bebeği karından çıkarma yolunu da bulmuşlardır. Sezaryana başvurma sıklığı yıllar boyu değişme göstermiştir. Sosyal yapı, imkanlar ve bir çok diğer faktöre bağlı olduğu için hala tartışma konusu olarak kalmıştır.

Biz önce Sezaryan gerektirdiği yaygın olarak kabul edilen durumlardan söz edelim: Bunlar başlıca plasentanın (eş) bebeğin önünde gelmesi veya rahim kanalının iç açıklığını kapatması, bebeğin annenin doğum kanalına göre fazla iri olması, bebeğin rahimde yan pozisyonda durması ve acil durumlardan örnek olarak kordon sarkmasıdır. Doğum biliminde relatif ( göreceli ) dediğimiz bazı gereklilik halleri de vardır. Mesela makadi geliş özellikle ilk doğumda Sezaryan endikasyonu (gerekliliği) sayılır, ancak bebeğin ağırlığına bağlı olarak bazı hekimler vaginal doğuma gidebilir. Her şeyin normal görüldüğü durumlarda normal doğum beklenebilir, ancak bu doğal kabul ettiğimiz olayın seyri sırasında ortaya çıkabilecek bazı durumlarda yine Sezaryana müracaat edilir. Bunlardan en sık görüleni sancılara rağmen bebeğin ilerlememesidir. Günümüzde modern hastanelerin hepsinde elektronik monitörlerle bebeğin kalp atışları doğum sancıları evresinde takip edilir. Bu şekilde bebekte bir sıkıntı ortaya çıktığında eğer vaginal doğum için uzun süre geçecekse Sezaryan yapılmalıdır.

Doğum Sonrası Tavsiyeler

Loğusa yatağına geçtikten sonra asla bebeğinizi kendi yatağınıza yatırmayın.

Doğumu takiben karnınızda doğum sancılarına benzer sancılar olur. Bu sancılar bebeğinizi emzirirken ortaya çıkabilir ve rahminizin toplandığını gösterir. Bebeğinizi emzirmek rahminizin toplanmasın yardımcı olur.

Doğumdan sonra yaklaşık üç hafta kanlı sulu akıntınız devam edebilir. Bu kanama ilk birkaç gün kırmızı renklidir. Daha sonra rengi gitgide açılır ve miktarı azalır. İlk günlerdeki kırmızı renkli akıntınız saatte 2 peti geçmemelidir.

Vaginal doğum sonrası dikişleriniz ortalama bir hafta içinde iyileşir. Bu bölgenin temizliği için 1 litre kaynamış ve soğutulmuş suya 1 kapak Salvon konularak hazırlanan antiseptik solüsyon ile perineal bölge günde iki kez temizlenmelidir. Temizleme işlemi her tuvalete girişten sonra önden arkaya doğru olacak şekilde tekrarlanmalıdır. Dikişlerinizin hızlı iyileşmesi için bölgeye doktorun önermediği hiçbir şey sürülmemelidir. Dikiş yerlerindeki ağrı için 8 saat arayla sadece parasetamol ( 500 mg ) kullanabilirsiniz. Annenin aldığı parasetamol’un bebeğe zararı yoktur.

Sezaryan doğum sonrası dikişler de ortalama 1 hafta içinde iyileşir. Bu bölgenin pansumanını Baticon ile yapmak yeterlidir. Sezaryan ile doğumdan 1 hafta sonra herhangi bir problem yok ise artık pansumana gerek yoktur.

Doğum sonrası ilk 24 saatten sonra 6 saat ara ile ölçülen ateş 38 derecenin üstüne çıkarsa mutlaka doktora başvurmalıdır.

Doğum sonrası cinsel ilişki için en az 4 hafta beklenmelidir.

Emzirme döneminde doğum kontrol hapları sütün miktarını azaltıp içeriğini bozabileceği gibi bebeğe de geçme riski taşıdığı için önerilmez.

Vaginal akıntı devam ettiği sürece duş şeklinde banyo yapılabilir.

Doğumdan sonra ellerde ve ayaklarda şişmeler olabilir. Bu durum normaldir. Yaklaşık 1 hafta sonra kendiliğinden düzelir.

Normal doğumdan 3 gün sonra, sezaryan ile doğumdan 3 hafta sonra sırt, karın ve pelvis kaslarını güçlendirecek egzersizler yapmaya başlayabilirsiniz. Annenin fiziğini korumasına yardımcı olmak için karın bölgesinin bağlanması gereksizdir. Eğer karın normalin dışında sarkık ve gevşek ise normal bir korse kullanılabilinir.

Emzirmeyen kadınlar doğumdan 6-8 hafta sonra adet görmeye başlarken emziren kadınlarda bu 2 aydan 18 aya kadar geniş bir zaman aralığında gerçekleşir. Bu zaman aralığında adet görmeden yumurtlama mümkün olduğundan gebe kalınabilir.

Lohusalık dönemi boyunca demir, multivitamin içeren preparatlara devam edilmelidir.

Normal doğum yapanlar lohusalığın bitimi olan 40.günde, sezaryanla doğum yapanlar ise doğumdan 2 ay sonra rahim içi araç (spiral) takınabilirler.

Hamilelik sürecinde dökülmesi ve yaşlanması yavaşlanmış olan saçlar,doğumdan sonra hormonal değişimler sonucu birden dökülmeye başlarlar.Sebebi ise,hamilelik sırasında saçların dökülmeye daha dirençli hale gelmesi,ömürlerinin uzamasıdır.Hamilelik sona erdiğinde ise bu saçlar birden dökülmeye başlar. Herhangi bir şey gerektirmez, kendiliğinden düzelir.

Sağlıklı bir gebelik ve lohusalık için sık doğum yapmaktan kaçınılmalıdır.

Doğumlar ile İlgili Bazı Gerçekler

En çok doğum yapılan ay Ağustos, en az doğum yapılan ay Nisandır.

Doğumun gerçekleştiği an en sık olarak geceyarısı 3-4 arasında, en seyrek öğleden sonra saat 3 civarındadır.

Her 100 kıza karşılık 106 erkek doğumu olur.

Kız bebekler ortalama 1 gün fazla taşınırlar.

İkizler normal gebelik süresinden ortalama 19 gün önce doğarlar.