Aksiyon Dergisi - Sezaryen Salgını (19.08.1995)

Sezaryen Salgını

Tıp ahlakı uyannca bir neden olmadan, doğum metodu olarak sezaryen uygulanamaz. Ne doktor, ne de hasta keyfi nedenlerle böyle bir karan alamazlar.Avrupa ve Amerika 'da böyle durumlar SUf olarak tanımlanıyor. Türkiye de bazı durumlarda tıbbi gereklilik olmadan doğum için sancılarının gelmesi beklenmiyor. Randevu ile hastaneye geliniyor. Doğum öncesi sancılar yerini doğum sonrası sıkıntılara bırakıyor.

"Ölürse ölsün" dediği gözünün nuruydu. Uğruna dünyaları değişmeyeceği eşi için kendisine bu sözleri söyleten şey, doğum için gittiği özel hastanede doktorun "apansız teklif'i olmuştu. "Küçük de olsa ölüm riski var, sezaryen yapalım" diyen doktoru şok etse de ancak bu sözle ikna edebilmişti.

Cevdet Bey kalabalık bir aileden geliyordu. Diğer yedi kardeşi gibi o da evde doğmuştu. Yıkayıp "tuzlayıp" anasının kucağına veren ebesi de teyzesiydi zaten. Doktor yüzü görmeyen annesine, gelinini doğum için özel hastaneye neden götürdüğünü izah etmekte çok zorlanmıştı.

"Şimdiki gençler..." demişti annesi, haksız da değildi.

Yüreğindeki sancı eşinin doğum sancılarına denkti. Eşi bir, Cevdet Bey ise dokuz doğuruyordu. Bu "sezaryen" de nereden çıkmıştı? Hamilelik döneminde düzenli olarak yapılan kontrollerin hiçbirinde problem çıkmamıştı halbuki.

" Kendisi gibi eşi de doğalolan yolu seç. ~ mek, bugüne kadar milyarlarca insan na." sıl anne-baba olmuş ise onlar da "normal doğum"la çocuk sahibi olmak istiyorlardı. Sezaryenin maddi yükünden çok manevi yönünü, "ameliyatı" ve sonrasını düşünüyorlardı. Ne kadar çok "çiçek" açarsa evlerinin o kadar güzel olacağına inanıyor, "kalabalık aile" olmak istiyorlardı.

Doğum odasının kapısında volta atan klasik "baba adayı "portresini yüzündeki endişe çizgileri daha da keskinleştirmişti. Acaba hata mı yapmıştı? Ya... Düşünmesi bile korkunçtu, İçeri girip "Pişmanım, tamam sezaryen olsun" demeyi planlarken hemşirenin ayak seslerini duydu.

Yeni Neslin Seçimi: "SEZARYEN"

Son zamanlarda sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerin sayısındaki artış, bir çok iddiayı da beraberinde getiriyor. Ö zellikle özel hastanelerde yapılan doğumlarda sezaryen oranının daha yüksek olması, bu iddiaları, biraz hastane yöneticilerini, biraz da doktorları suçlayıcı bir biçime dönüştürüyor, Sezaryenin hasta i zellikle özel hastanelerde yapılan doğumlarda sezaryen oranının daha yüksek olması, bu iddiaları, biraz hastane yöneticilerini, biraz da doktorları suçlayıcı bir biçime dönüştürüyor, Sezaryenin hasta i çin maliyeti yüksek bir doğum şekli olması "para için sezaryen yapılıyor" iddialarını kuvvetlendiriyor. Konunun, doktorlar, ebeler, hastane ve hasta açısından farklı boyutları mevcut. Görüştüğümüz kişiler zaman zaman bu iddiaları doğrua lasa da, bu konuda kişi ve müessesejEl suçlayıcı somut deliller tespit etmek mümkün değiL. Çünkü doğum olayında doktoru sezaryen yapmaya iten nedenlerin gerçek nedenler olmadığının sonradan ispat edilememesi, bu noktadaki iddiaları ispatlanamaz kılıyor. Özel hastanelerin bir çoğu hastanelerindeki sezaryen oranı konusunda çok somut rakamlar veremediler. Ancak, yaptığımız araştırmalarda bu rakamların çoğu zaman yarıya yaklaştığını tespit ettik.

Hipokrat, Galen gibi tıp büyüklerinin zamanında sezaryenden sözedilmiyor, Ama Talmud'da ve Hıristiyanlığın ilk yıllarında sezaryen uygulandığına dair bilgiler mevcut. 1668'de, nadir de olsa, operasyon canlı annelere uygulanmış.1870'de sezaryene bağlı anne ölüm oranı yüzde 7S civarında. Yirminci asrın başından itibaren sezaryen, cerrahi teknikleri ve anestezi uygulamalarındaki gelişmeler, mikropsuz ameliyat ortamlarının gerçekleştirilmesi, antibiyotiklerin keşfi ile oldukça tehlikesiz bir operasyon haline gelmiş, 1900'lerden önce yaşayan kadınlar için normal doğum tek seçenekli bir 0laydı. Ancak, tıpta ve teknolojide kayde dilen gelişmeler, normal doğum ile dünyaya gelemeyen bebekler ve doğum esnasında hayatlarını kaybetme riski olan anneler için alternatif bir doğum metodunu ortaya çıkardı. Halk arasında ameliyatlı doğum olarak bilinen bu yöntemin tıbbi adı: Sezaryen. Normal yolla dünyaya gelemeyen çocuk, rahim duvarından ameliyatla alınıyor. Ne anne doğum sancısı ile doğumun safhalarının farkına varıyor, ne de çocuk hayatın hiç de kolay bir başlangıç olmadığının...

Son zamanlarda sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerin sayısındaki artış, bir çok iddiayı da beraberinde getiriyor. Ö zellikle özel hastanelerde yapılan doğumlarda sezaryen oranının daha yüksek olması, bu iddiaları, biraz hastane yöneticilerini, biraz da doktorları suçlayıcı bir biçime dönüştürüyor, Sezaryenin hasta i zellikle özel hastanelerde yapılan doğumlarda sezaryen oranının daha yüksek olması, bu iddiaları, biraz hastane yöneticilerini, biraz da doktorları suçlayıcı bir biçime dönüştürüyor, Sezaryenin hasta i çin maliyeti yüksek bir doğum şekli olması "para için sezaryen yapılıyor" iddialarını kuvvetlendiriyor. Konunun, doktorlar, ebeler, hastane ve hasta açısından farklı boyutları mevcut. Görüştüğümüz kişiler zaman zaman bu iddiaları doğrua lasa da, bu konuda kişi ve müessesejEl suçlayıcı somut deliller tespit etmek mümkün değiL. Çünkü doğum olayında doktoru sezaryen yapmaya iten nedenlerin gerçek nedenler olmadığının sonradan ispat edilememesi, bu noktadaki iddiaları ispatlanamaz kılıyor. Özel hastanelerin bir çoğu hastanelerindeki sezaryen oranı konusunda çok somut rakamlar veremediler. Ancak, yaptığımız araştırmalarda bu rakamların çoğu zaman yarıya yaklaştığını tespit ettik.

Sezaryen' in Riskleri

Ancak son yıllarda anestezi metodlarının gelişmesiyle ameliyat esnasındaki riskler, antibiyotiklerin gelişmesiyle de ameliyat sonrası risklerde iyice azalma meydana geldi. Bu gelişmeler sonucunda isteğe bağlı olarak, doğum yollarının genişlemesini istemeyen, doğumdan hastalık derecesinde korkan ve çocuğun daha sağlıklı olacağına inanan anneler için sezaryen tercih edilen bir doğum metodu haline geldi. Acı çekmeden bir bebeğe kavuşmak, üç çocuktan fazlasını doğuramamak, çocuğun doğumu esnasında olabilecek sakatlanmaların oranının sıfırlanması gibi etmenlerle sezaryen artık, pek çok kişi için zorunlu olmasa da, tercih edilen bir doğum metodu.Tıp tarihi içinde de 1960'ların ortasından 1980'lerin başına kadar geçen yıllarda sezaryen doğum oranı yüzde 5'ten yüzde 15-20'lere kadar artmış. Tıbbi kaynaklarda; sezaryen oranının yüzde 20'den fazla olması halinde doktorların bu davranışlarının sebeplerinin araştırılması ve yeteneklerinin tartışılması gerektiği ifade ediliyor. 'Tıbbi etik' olarak tanımlanan tıp ahlakı uyarınca endikasyonu olmadan, yani sezaryeni gerektirecek bir neden olmadan, doğum metodu olarak sezaryen uygulanamaz. Ne doktor, ne de hasta keyfi nedenlerle böyle bir kararı alamazlar. Avrupa ve Amerika'da böyle durumlar suç olarak tanımlandığı gibi, doktorun mesleğinden olmasına da ne den olabiliyor. Ancak Türkiye açısından olaya bakıldığında tıbbi gereklilik olmadan kimi zaman hasta, kimi zaman da doktorun isteği doğumu sezaryenle neticelendirebiliyor. Doğum için sancıların gelmesi beklenmiyor. Randevu ile hastaneye geliniyor. Doğum öncesi sancılar yerini doğum sonrası sıkıntılara bırakıyor. "Doktorumla konuştum, sezaryen ile dlJğum yapmak istediğimi söyledim. O da kabul etti" iddialarını doktorlar kabul etmek istemeseler de bir gerçek. Bu konuda geçenlerde gazetelerde de yer alan bir örnek oldukça çarpıcı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Erdoğan Ertünge Amerika'da yaşayan kızının sezaryen ameliyatı olmak için Türkiye'ye geldiğini söylüyordu. Çünkü, Avrupa ve Amerika'da. endikasyon olmadan isteğe bağlı sezar yen yapılmıyor.Özellikle üst gelir grubunda sezaryen tercih ediliyor. Sezaryenle doğumun faturası normal doğumun iki katı. Sezaryenle doğumda doktor da, hastane de norınal doğumun iki katı para alıyor. Bu esnada kullanılan ilaçlar, serum vs. ile ameliyat sonrasında kullanılacak olan i laçların sayısı bir hayli fazla. Hastanenin faturasının kabarıklığını sağlayan başka etmenler de var. Hastanenin popülerliği, bulunduğu semt ve tanınmış olması yapılan tıbbi işlem aynı olmasına rağmen diğer hizmetlerin beş yıldızlı otellere ayar olması faturayı kabartıyor. Semtinizdeki özel hastane yerine Avrupa Hastanesi'ni veya International Hospital'i seçmişseniz bir bebeğe sahip olmanın maliyeti daha da yükseliyor.

Halk arasında yerleşmiş şekliyle sezaryenin ağrısız doğum olarak tanınmasını doktorlar, yanlış bir kanı olarak değerlendiriyorlar. Doğum esnasında ağrıduyulmasa da doğum sonrası ağrıların ve sıkıntıların şiddeti kimi zaman normal doğum sancılarını katlayabiliyor. Üç çocuğunu normal doğumla dünyaya getirdikten sonra, dördüncü çocuğunu sezaryen ile dünyaya getiren Seyhan Hamm; kesinlikle sezaryeni hiçbir neden olmadan tercih edenleri anlamadığını ve sezaryenin verdiği sıkıntılann normal doğum ile kıyaslanmayacak kadar fazla olduğunu söylüyor.

Özel hastanelerin sezaryen yüzdeleri ise oldukça yüksek görünüyor. Hastane için sezaryen hem sıkıntısız, hem de çok karlı. Adını vermek istemeyen bir doktor, özel bir hastanede çalışırken yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Bir hastam vardı. Bebek ters geliyordu. Sezaryen yapacaktık. Hastaneye de böyle bir vaka gelecek di,ye haber bıraktık. Ancak doğum sancılan sezaryen için tespit ettiğimiz vakitten önce başlamış, hasta geldiğinde doğum neredeyse sonlanmak üzereydi. Küçük bir bebekti, sezaryen gerektirmeden doğdu. Bu durumda hastane yöneticisi resmen bizi azarladı.

'Hani bu hasta sezaryenlikti, neden normal doğum yaptınız!'diye.

Ancak yine de bu tür vakaların oranı çok fazla değiL. Bu konuda yaptığımız soruşturmada doktor ve hastane yöneticileri endikasyon olmadan keyfi nedenlerle sezaryen yapılmasını bir ahlaki problem olarak değerlendirdiler. Böyle bir durum hem doktor, hem de hastane açısından itibar kaybına neden oluyor. Ancak doktorlar, hastaların da artık eskisi gibi olmadığını, daha dayanıksız olduğunu ve çoğu zaman onların sezaryenle doğumu bizzat istediklerini de vurgulamadan geçemiyorlar. Hastanın ısrarları, az da olsa riskli durumlarda sezaryen kararımn verilmesine neden oluyor.

İşin bir başka yönü ise, hastaneler hemen sezaryene başvuruyorlar, söylentileri üzerine hastaların tedirgin ve hassas davranması. Bu söylentiler gerçek sezaryen endikasyonunun olduğu durumlarda bile hasta sahibinin doktora "İlle normal doğum yaptmn" diye ısrar etmesine neden olabiliyor. Hayrünnisa Hastanesi doktorlarından Zehra Kilitçioğlu "Bazen hasta ufak bir ağnda, sezaryen yapın, di,ye yalvarmaya başlıyor. ona endikasyon olmadan sezaryen yapmanın mahzurlannı anlatmakta zorlanıyoruz. Bazen de gerçekten sezaryen yapmamız gerektiğine hasta sahiplerini ikna etmekte... "diyor. Özellikle acil olarak sezaryen gerektiren vakalar doktorun hasta sahibi tarafından suçlanmasına neden olabiliyor. Bu noktada hasta- doktor ilişkisinde güven ve annenin doğum konusundaki bilinçliliği büyük önem taşıyor.

Devlet Hastaneleri

Devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinde de durum çok farklı değil.Ancak, bu hastanelerdeki sezaıyen oranlarımn nisbi olarak yüksek olmasında, onlara gelen vakaların daha çok ebe tarafından çözümlenernemiş, riskli gebelikler olmasının payı büyük. Cerrahpaşa Hastanesi'nde sezaıyen oranı %40 civarında. Bu hastanenin kadın-doğum anabilim dalı öğretim üyesi Prof. Erdoğan Ertüngealp sezaıyenin artma sebepleri arasında tıptaki gelişmeleri sayarken normal doğuma göre daha avantajlı yanlarını şöyle belirtiyor: "Sezaryen şimdi apandisit ameliyatı kadar kolay. İz bırakmıyor, 25 dakikada bitiyor. Normal doğum gibi hastanın hareketlerini kısıtlamıyor. Bu nedenle yeni nesil sezaryeni tercih ediyor. "

Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Umur Kuyumcuoğlu, anne ve çocuk açısından ubbi bir gereklilik yoksa asla sezaryen yapmadığını söylüyor.Sezaryen cerahi bir doğum şekli. Anestezi altında yapılmasının getirdiği komplikasyonlar var. İdeal olan doğumu takiben annenin yeni doğan bebeğiyle daha yakından ilgiknebilmesi, onun beslenmesin bakımını sağlayarak daha yoğun bir duygusal yakınlaşma sağlanmasıdır"diyor. Semiha Şakir Hastanesi doktorlarından Opr. Dr. Yıldız Tanrıseven ise endikasyon olmadan kesinlikle sezaıyen yapmadıklarını; ancak kendilerine müracaat eden vakaların riskli vakalar olması nedeniyle hastanelerinde sezaıyen oranının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Ayrıca hasta sahiplerinin "çocuğum sakat olmasın,yoksa sizi Ahmet Vardar'a şikayet ederiz" gibi tehditlerini artık doktorlar sıkça işitiyorlar. Bu davranışlar ise doktoru psikolojik olarak etkiliyor. Dr. Tanrısever böyle olayların en ufak bir riskli durumda doktorun sezaıyen kararı almasına neden olduğunu belirtiyor. Süleymaniye Doğumevi doktorlarından Sare Davudoğlu ise özellikle doğumun safhalarıkonusunda kadınların eğitilmeleri gerek tiğinin üzerinde ısrarla duruyor. Doğum konusunda kulaktan dolma bilgilerle gelen hasta, daha doğumun ilk ağrılarında ortalığı ayağa kaldırarak durumları konusunda doktorlara psikolojik baskı yapıyorlar. Doktorlar çoğu zaman gerekenleri yapmaktan öte, hastayı ikna etmekte oldukça zorlamıyorlar.

Son yıllarda sezaıyen doğumun kullammının giderek yükselen bir hızla artmasımn sebeplerinin başında kadınlardaki doğurganlık yaşının artması ve doğurma oranının azalması geliyor. Ayrıca tıptaki gelişmeler, bebeğin gelişiminin anne karnında takibinin monitörlerle mümkün olması, en ufak bir aksiliğin hemen tespit edilebilmesi, anestezi metodlarındaki gelişme, bu konudaki riskin iyice azalması, ameliyat kullanımındakirahatlık gibi etmenler de önemli faktörlerden. Sezaıyen durumlarında annebebek ölüm oranı çok düşük. Türkiye'de yapılan hastane istatistiklerine göre normal doğumlarda anne ölüm oranı yüz binde 60 civarında iken, sezaryende bu oran yüz binde birden daha az. Gelişmiş ülkelerdeki normal doğumlarda bu oran yüz binde on civarındadır. Ancak Türkiye'de, yaptırılan doğumların döme birinin sağlık personelinin dışındaki kişilerce gerçekleştirilmesi anne-bebek ölüm oranını artırıcı bir faktör olmaktadır.

Yeşiller Doğumların Hastanede Yapılmasına Bile Karşı

Doktorların bazıları tarafından daha avantajlı addedilmesine rağmen sezaryen Avrupa ve Amerika'da yaygın bir metod değiL. Bu ülkelerde Türkiye'deki uygulamanın aksine önceden sezaıyen ameliyatı olmak daha sonraki doğumlarda da sezaryen olmayı gerektirmyor. Hatta Avrupa'da özellikle yeşil hareketin bir uzantısı olarak hastanede yapılan normal doğumların evde yapılmasını tavsiye eden bir ekol de gelişmiş durumda. Daha çok İngiltere'de yaşayan yeşilciler tarafından savunulan bu görüşe göre doğumun hastane ortamlarında beyaz önlüklü doktorlar vs. şartlarında yapılması, doğalolan bir olayı hastalık haline getiriyor. Halbuki bu bir hastalık değiL. Bu akımın savunucuları bu gerekçeyle sağlık probleminin bulunmadığı durumlarda doğumun evde, sı cak, sevgi dolu bir ortamda yapılmasının gerektiğini savunuyorlar. Doktorlar bu görüşü çok fazla onaylamıyorlar. Buna gerekçe olarak da hala Türkiye'de doğumların üçte birinin evde yapıldığını, bunun da anne-bebek ölüm oranını artırdığını söylüyorlar.

Doğum Kontrol Metodu Olarak Kullanılıyor

Tıp kaynaklarına göre evvelce sezaryen olmuş kadına mutlaka sezaryen yapılması gereği tartışma konusudur. Sezaryene sebep olan durum bir sonraki doğum için de söz konusu değilse, gene sezaryen yapılması şarttır, denilemez. Ama gebenin sürekli bakırnda olmaya, ameliyathane şartlarına ve yeterli kan tranfizyonuna ihtiyacı vardır. 'Bir defa sezaryen daima sezaryen' görüşünü kesin bir prensip olarak kabul edemeyiz diyen edoktorlara rağmen Türkiye'de önce sezaryen olup sonra normal doğum yapan pek fazla insana rastlamak mümkün değiL. Eskişehir'de yaşanan böyle bir vakada Ayşe S.'nin başına gelenler ise oldukça ibret verici. ilk çocuğu için sezaryenle doğum yapılıyor. Yine de çocuk kurtarılamıyor ve ölüyor. ikinci çocuğu hayatta. Üçüncüdoğumunda ise yine bebek ölüyor. Doktorlar üç sezaryenden sonra tüpler bağlanır mantığı ile Ayşe Hanım'ın tüplerini bağlıyorlar. Ancak bir çocuk sahibi daha olmak istiyor ve doktoruna gittiğinde, "Aslında senin durumun iyiydi, tüplerini bağlamamıza gerek yoktu" cevabını alıyor. Bunun üzerine Ayşe Hanım yeni bir operasyon daha geçiriyor ve tüplerini açtırıyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen henüz başka çocuğu yok.

Bu konuyu araştırırken görüşlerini aldığımız doktorlar sezaryenin bir doğum kontrol metodu olarak kullanılmak istendiği konusunda hemfikirler. Bu talep de doktor tarafından değil, hasta tarafından geliyor. Sezaryen vakalarında üç doğumdan fazlasının, o da en az üç yıl arayla mümkün olması, en fazla üç doğum yapanm, sonra da tüplerimi bağlatım, mantığını beraberinde getiriyor. Ancak hasta talep etse de doktorun bunu kabul etmesi tıbbi etik açısından bir ahlak sorunu ortaya çıkartıyor. Dr. Zehra Kilitçioğlu gelen hastalar içinde sırf tüplerini bağlatmak için sezaryen ameliyatı olmak isteyenlerin olduğunu söylüyor. Dr. Günhan Cengiz ise Türkiye'de zihinlere kazınan en etkili politikanın doğum kontrolü olduğunu, günümüzde insanların çocuk doğurmaktan adeta korktuklarını belirtiyor. Böyle durumlarda doktora düşen işise hastayı ikna etmek. Ancak kimi doktorlar hastayı kaybetmektense, endikasyon olmasa da sezaryen yapmayıtercih ediyorlar. Doğum kontrol metodu olarak sezaryenin dışarıdan çeşitli merkezlerce desteklendiği iddiaları ise ciddiye alınacak gibi değil. Çünkü maliyeti nedeniyle sezaryen daha çok üsgelir grubunun lüksü.

Sonsöz

Bu dosya ile sezaryeni "linç etmeyi" hiç bir zaman düşünmedik. Bu, bilgi çağında insanlığın hizmetine koşan tıbbıinkar etmek olurdu. Ancak, asırlardır milyarlarca çocuğun dünyaya geldiği "normal yol"a adeta "çıkış yok" levhası koyup "kestirme" yolları "mecburi istikamet"gibi görmeye de insanlığın razı olabileceğine asla inanınıyoruz. "Sancılı ve uzun" da olsa doğru yol, emin ve güvenlidir, neticesi çok daha kıymetlidir. Kestirme yollar ise cazip gö rünse bile sonu nereye vanr pek bilinmez. Yine de en doğrusu, sezaryeni anne ve baba adaylarının şefkat ve cesaretine, doktorların da basiret ve merhametine bırakmak en doğru yololacaktır"Dosyanın sonu geldi; ama Cevdet Bey'in işi ne oldu, hala öğrenemedik?"di yenleri de merakta bırakmayacağız elbet. Cevdet Bey'in nur topu gibi bir kız çocuğu oldu. Eşinin odasına girdiğinde ikisinin de doğum sancıları çok geride kalmıştı. Hanımı "çiçek açmış nar ağacı "gibiydi. Bir kadının bütün hayan boyunca sadece bir kere yakalayabildiği hicap, sevgi, gurur, hasret, şefkat ve tarif edilemeyen daha nice yüce duygunun harmonisi gözlerinde parlarken kaçamak bakışlarla bir kocasına, bir de bebeğine bakıyordu. Cevdet Bey bu tatlı heyecanı iki kez daha yaşadı. Bugün üç çocuğu da sağlıklı ve normaL. "Tabii bu normallik Yaramazlık' noktasında değil" diyor Cevdet Bey ve ekliyor: "Dördüncüye Allah Kerim. "

Jin. Opr. Dr. Yıldız Tanrıseven

Kadınlar eskisi gibi dayanıklı değil Devlet hastanesi olmamıza rağmen sezaryen oranlarımız yüzde 15-20 civarında olması gerekirken kimi zaman yan yarıya ulaşıyor. Bunda bize gelen vakaların ebeyle doğum yapmayı denemiş; ama doğum olmamış vakalar olmasının da rolü var. Maddi nedenlerle önce' ebelere müracaat ediliyor. Ancak, onda sonuç alınmazsa hastaneye geliniyor. Kadınların artık eski mukavemetleri yok. Bir türlü doğuramıyor kadınlar. Acıya dayanıklı değiller. Bakıyorsunuz doğum için hem anne, hem de çocuktan kaynaklanan bir sorun yok Ancak bir türlü doğum olmuyor. Bu noktada sezaryene müracaat ediyorsunuz. Kimi zaman bakıyorsunuz çocuğun boynuna kordon dolanmış. Kimi zaman ise hiç bir sorun yok. Ancak normal doğum olmamış. Bu daha çok yeni nesil için geçerli. Kimi hasta da kararlı olarak size geliyor. 'Ben doğuramıyacağım, sezaryen yapın' diyor.Artık bebeği çok iyi takip edebiliyoruz. Kordon dolanmadan tutun da her türlü anormalliği monitörlerle anlayabiliyoruz. Bu da sezaryenin artmasının baş etkenlerinden biri.